Lilith’in Çağrısı

“LİLİTH’İN ÇAĞRISI”
Lilith’in Çağrısı, önceki sergilerin tema ve parçalarına da konu olan “bir ev ve kozmik bir aidiyet arayışının” hikayeleri ertesinde, Elif’in adımlarının biraz yavaşladığı, konumundan biraz daha emin olduğu bir ana denk geliyor. Vardığı bu yeni yer ve zihin halinde, O’nun meraklı gözü daha derin ve çok daha meditatif sayılabilecek keşiflerin aracılığını üstleniyor. Daha önce Alice olarak sürdürdüğü yolculuğun ve evrenle süregiden yaratıcı iletişimlerinin bu evresi, doğanın ve onun sahip olduğu bilgeliğin tam ortasında; onun hem fiziksel hem de başka türdeki anlamlarının huzurunda gerçekleşiyor. Burada Elif, dişil enerji ve doğa ile kurulabilecek çok daha derin bağların sembolü, oyunbaz ve özgürlüğüne düşkün bir arketip olan Lilith’in kimliğine bürünüp; bize bu özel tanrıçanın mirasını ve mesajını hatırlatıyor. Bu kimlikle çektiği fotoğraflar da tıpkı Lilith’in hikayelerindeki gibi, alışılmış yaşam kalıpları ve kültürel ikilikler ötesinde başka türde varoluşların ihtimallerini barındırırken; hem bu dünyada farklı şekillerde yer tutabilmenin, hem de belki de zaten bu dünyada bulunan ve hiç kovulmadığımız başka türde bir cennete yakınlaşmanın olası yollarını öneriyor.

Her bir karede ipuçları beliren bu yol ise, sonucundan öte kendi niyeti ile değerli olan ve Elif’in üretimlerinde merkeze oturan “Seremoni” kavramı etrafında şekilleniyor. Bu manada, sergilenen işlerin hepsi doğadaki temel elementler ile gerçekleştirilen bir takım özel seremonilerin kayıtlarını oluştururken; fotoğraf çekme eylemi de seremoninin bizzat kendisi, yani kendi niyetinin bir nevi kutlaması haline geliyor. Buradaki niyet de gene yukarıda bahsedildiği gibi, dünyada başka türde varoluş hallerini deneyimlemek; bunu yaparken yeryüzü ve kendi ruhunun ritmini eşlemektir.

Elif, ya da büründüğü Lilith, gene gerçek ve büyülü olan arasında gezinirken, Doğa da bu çağrı ve niyete karşılık veriyor; bonkörce en gizemli, derin ve büyüleyici hallerini sunuyor. Elif’in on seneye yaklaşan fotoğraf yolculuğundaki çoğu parça gibi, bu haller çoğu zaman alışılmış bağlam, ölçek ve imgelerin dışına taşan; izleyicinin merak ve hayal gücünü davet eden soyut kompozisyonlardan oluşuyor. Buna rağmen özlerinde yer alan ve seremonilerle kendi hallerinin ötesine evrilen temel elementleri fark etmek mümkün olabiliyor: Su yansımaları arasında gizlenmiş, başka dünyalara açılan kapılar; ateşin içinde beliren ve fısıldayan arketiptik figürler; donukluk ve hareketin sürekli yer değiştirdiği hava ve toprak…

Ancak en sonunda, her bir kare ve seremoni, ortaya çıkardıklarının ötesinde, arkalarında yatan sade niyet ve olasılığı temsil ediyor. Bu dünyada başka varoluş şanslarının bulunduğu; bu dünyanın belki de başka türde, Lilith’in zaten bulduğu, yasak elmayı hiç ısırmadığı hatta elmadan haberdar bile olmadığı ve aslında hiç kovulmadığı bir cennetin kendisi olduğu ihtimali. Bu Lilith’in çağrısıydı; şimdi onu bizlere duyuran Elif’in de çağrısı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close